Oguzhan Kaya

Kişişel İnternet Sayfası

Archive for Nisan, 2008

Nis
12

İzlediğin kanal bilgisayarında da olsun!

Posted by admin

WinTV-NOVA-S-Plus, çok sayıda kaliteli dijital uydu televizyon kanalını ve uydu radyosunu masaüstü bilgisayarlara taşıyor.

10 Nisan 2008 Perşembe

TV işlevselliğinin masaüstü ve dizüstü bilgisayarlara taşınması alanında lider konumda bulunan Hauppauge, WinTV-NOVA-S-Plus ürününü Türk kullanıcıların beğenisine sundu. WinTV-NOVA-S-Plus, çok sayıda kaliteli dijital uydu televizyon kanalını ve uydu radyosunu masaüstü bilgisayarlara taşıyor. Ürün, bilgisayara bağlandıktan sonra Hauppauge yazılımı yüklenip uydu anteni* bağlantısı yapılıyor. Kullanıcılar, hiç zaman kaybetmeden bilgisayarları üzerinden üstün kalitede dijital uydu televizyon kanallarını izlemeye ve izledikleri görüntüleri kaydetmeye başlayabiliyorlar. İzle, durdur, kaydetWinTV-NOVA-S-Plus, WinTV uygulaması ile masaüstü bilgisayarlar üzerinden dijital uydu televizyon kanallarını izleme, görüntü durdurma ve kaydetme olanağı sunuyor. Kullanıcılar, WinTV-NOVA-S-Plus sayesinde TV kayıtlarını bir defalık, günlük ya da haftalık olarak programlayabiliyor, kişisel video kaydedicileri ya da camcorder’larından (Camera+Recorder) video içeriklerini aktararak izleyebiliyorlar. Ayrıca uzaktan kumanda ile TV izleme ve kayıt işlevlerini kolaylıkla kontrol edebiliyor, dijital uydu aracılığıyla teletekst bilgilerine erişebiliyorlar. Global bir liderHauppauge, iştiraki Hauppauge Computer Works aracılığıyla TV işlevselliğinin masaüstü ve dizüstü bilgisayarlara taşınması alanında 1992 yılından beri lider konumda bulunuyor. Hauppauge ürünleri, kullanıcıların kişisel bilgisayarları üzerinden televizyon izlemelerine, izledikleri görüntüleri kaydetmelerine, dijital video düzenlemeye ve video konferansa olanak tanıyor. Hauppauge ürünlerinden WinTV TV kartı, perakende pazarında lider konumda bulunuyor. Çok yönlü büyüme stratejisi kapsamında yönünü gelişmekte olan pazarlara çeviren Hauppauge, Amerika, Avrupa ve Asya’daki faaliyetlerinin yanı sıra, kısa bir süre önce Türkiye pazarına girdi. Hauppauge, ürünlerinin tüketicilere etkin bir şekilde ulaşmasını sağlayarak pazarda lider konuma gelmeyi hedefliyor.

Nis
12

Hangi ekran kartını alalım?

Posted by admin

Günümüzde ekran kartları bilgisayar donanımları arasında en hızlı gelişen ve en hızlı eskiyen parçalar olarak karşımıza çıkmaktadır.

10 Nisan 2008 Perşembe

Gürhan Fakıoğlu/PC Net Dergisi
Günümüzde ekran kartları bilgisayar donanımları arasında en hızlı gelişen ve en hızlı eskiyen parçalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Durum böyle olunca ekran kartı almak daha da büyük bir özen istiyor. Dahası kullanıcıların aklını karıştıran onlarca değişik terim de bu zorluğa katkı yapan bir etmen olarak karşımıza çıkmakta. Kullanıcılar bütçelerine en uygun fiyatta en performanslı kartı seçmekte çok zorlanıyorlar. Peki ekran kartlarında asıl performans kriteri nedir? Kartların fiyatlarının 50$ ile 750$ arasında olmasına ne neden oluyor? Bu yazımızda hep beraber inceleyelim. Öncelikle temel olarak ekran kartlarını oluşturan ve performansa etki eden parçalara bir göz atalım. Bellek miktarı
Bellek hızı
Grafik işlemcisi
Veri yolu ( Bellek arabirimi ) Bellek Miktarı Ekran kartlarında kullanılan bellek günümüz satış stratejisinin temelini oluşturmaktır. Tüketicinin aklına “yüksek bellek miktarı yüksek performanstır” cümlesinin oturması maalesef ekran kartlarının performansı konusunda kullanıcıları büyük yanılgılara düşürebilmektedir. Grafik belleği ekran kartı üzerinde grafik işlemcisinin görüntüyü yaratabilmesi için, işlemesi gereken verilerin depolandığı yer olarak tanımlanabilir. Kısacası Bir bilgisayarda sistem belleği yani RAM ne işe yarıyor ise ekran kartı belleği de aynı görevi üstlenmektedir. Peki, bilgisayarı alırken en çok dikkat edilen parça nedir? Listemizi oluştururken ilk sırada genelde hangi donanım yer alır? Elbette ki işlemci. O zaman neden ekran kartları için grafik işlemcisi üzerinde bu kadar durulmuyor? Bilgisayarınızın çok hızlı olması için çok miktarda bellek mi alırsınız yoksa iyi bir işlemci mi alırsınız? Elbette ki işlemci tercih edersiniz. Grafik kartlarındaki durum da bundan pek farklı sayılmayacaktır. Bellek miktarı önemli olmakla birlikte, arttıkça performansa getirisi azalmakta hatta hiçbir katkısı bulunmamaktadır. İş yükü bu noktada o belleği yönetmek ve doldurmakla görevli grafik işlemcisinin üzerindedir. 1024×768 piksel ebatlarında ve 16 bit renk derinliğindeki bir görüntü yaklaşık olarak 1.5 MB yer tutuyor ise giriş seviyesindeki bir ekran kartında 512mb bellek kullanımının performansa ne kadar bir katkısı olabileceğini sizler tahmin edebilirsiniz. Bu noktada konunun daha kolay anlaşılması için bir örnek hikâye yaratılabilir. Sürekli kullanılan bir depomuz olduğunu düşünelim. Deponun etkin ve verimli kullanımı için gerekli olan nedir? Depo büyüklüğü mü? Yoksa çalışan işçi sayısı mı? 1000m2’lik çalışma alanımız olduğunu ama 10 işçiye sahip olduğumuzu düşünürsek, zaten depomuzun büyük bir kısmını kullanamayız, çünkü çalıştırabilecek iş günümüz, işlem gücümüz maalesef yok. Buna karşın 200m2 depo alanına ama 25 işçiye sahip olduğumuzu düşünelim. Deponun her cm2’si çok etkin ve verimli şekilde kullanılabilir. Bunu ekran kartlarına indirgersek, çok yavaş bir grafik işlemcisine sahip kartın 512mb ekran belleğine sahip olmasının pek bir anlamı yoktur. Çünkü o bellek etkin kullanılamayacaktır. O belleği dolduracak veriyi birim sn’de işleyebilecek güç yoktur. Buna karşın 128mb belleğe ama daha hızlı grafik işlemcisine sahip bir ekran kartı bellete ki daha fazla performans verecektir. Yüksek bellek miktarının ancak yüksek işlem gücü olan bir grafik yongası ile iyi işler yapabileceğini öğrenmiş olduk. Bellek Hızı Ekran kartı belleklerinin de normal RAM’lar gibi bir çalışma hızları vardır. Ne kadar hızlı çalışırlarsa o kadar yüksek performans sağlayabilirler. Grafik işlemcisi işlediği verileri çok daha hızlı şekilde depolar veya sevk eder. DDR,GDDR3 hatta son nesil kartlarda DDR4 belleklerin kullanılması grafik performansına doğrudan etki etmektedir. Günümüz grafik bellekleri 333mhz’den 1200mhz’e kadar farklılık göstermektedir. Tahmin edildiği gibi ne kadar yüksek çalışma hızı o kadar yüksek performans getirecektir. Bellek hızının yanında aynı sistem belleğin olduğu gibi gecikme süreleri de önem kazanmaktadır. Gecikme süresi işlemcinin bir veriyi bellekten almak istemesi ile aldığı an arasında geçen süredir diyebiliriz. Gecikme süresi ne kadar az ise grafik performansı o kadar yüksek olacaktır. Grafik işlemcisi Bu nokta performansa etki eden en önemli ayrıntılardan birisi olarak karşımıza grafik işlemcisi çıkıyor. Günümüzde en yaygın olarak iki tane üreticinin grafik işlemcilerinin kullanmaktayız. ATI ve Nvidia, çok farklı kategorilerde çok farklı ürünleri olan bu üreticilerin kafa karıştıran birçok modeli olduğunu görmekteyiz. Fakat aslında performansa bu işlemciler etki ediyor ise bu modelleri ve özelliklerini, yeri geldiğinde uzantılarını bilmemiz gerekiyor. ATI cephesini çok genel bir tabirle şu şekilde sıralamak mümkün:
X1950, X1900, X1800, X1650, X1600, X1550, X1300, X1050, X850, X800, X700, X600, X550, X300, 9800, 9700, 9550, 9500, 9250, 9200, 9000, 8500, 7500, 7200, 7000 Nvidia ise; Geforce 5,6 ve 7 serisi olarak iki aşamadan oluştuğunu söyleyebiliriz.
Geforce 5 serisi; 5200, 5500, 5600, 5700, 5900
Geforce 6 serisi; 6100, 6200, 6600, 6800
Geforce 7 serisi; 7100, 7300, 7500, 7600, 7800, 7900
Geforce 8 serisi; 8800 (dx10) Ekran kartlarının grafik işlemcileri çok genel hatları ile bu şekilde sıralanmaktır. Yukarı yazmış olduğumuz kategoriler içerisinde da pek çok farklı ürün bulunmaktadır. Bu farklılığı da uzantılar belirlemektedir. ATI ve Nvidia cephesinde ekran kartları isimlendirilmesinde olduğu gibi uzantılarda da farklılık söz konusu. ATI cephesinde ekran kartı uzantıları
HM: Hiper Memory anlamına gelen bu kısaltma yalnızca bazı modellerde mevcuttur. Ekran kartı belleğinin sistem belleği ile paylaşıldığı anlamına gelir.
LE: Light Edition, hafif sürüm anlamındadır. Aynı seri içerisindeki diğer kartlardan daha düşük performans gösterir ama daha hesaplıdır.
SE: Second Edition ise orijinal sürüme göre iyileştirmeler içerir. Nispeten daha fazla performans sunar.
PRO: SE sürümüne karşın biraz daha fazla performans sunan kartlarda yer alır.
XT: Çok daha yüksek bir performans göstergesidir. Pro serisinden daha iyi başarım verir.
XTX: ATI ailesindeki amiral kartlarının aldığı rütbedir. Nvidia cephesinde uzantılar
TC: Turbo Cache anlamına gelen bu özellik ATI deki HM’nin aynısıdır. Paylaşımlı bellek kullanan kartları işaret eder.
XT: ATI cephesinin aksine özelliği kısıtlanmış fiyatı daha uygun hale gelmiş kartlarda kullanılan bir uzantıdır.
LE: Light Edition da hafif sürüm anlamındadır.
GS: Nvidia kartlarda aynı aile içerisinde özelliği yükseltgenmiş modellerde kullanılmaktadır.
GT: GS den daha fazla yükseltgenmeyi ifade eder. Performanslı kartların aldığı bir ektir.
GTX: Nvidia’nın en yüksek performans veren kartlarının hak ettiği bir rütbedir. Şimdi birkaç örnek vermek ve pekiştirmek gerekirse;
Nvidia GeForce 6600 ekran kart ile 6600GT arasında nasıl bir fark vardır?
AtI Radeon X1600PRO ile X1600XT arasında nasıl bir fark vardır?
Yukarıdaki uzantılar açıklamalarından anlaşılacağı gibi Nvidia kartlarında GT olan kart daha yüksek performans verirken ATI de ise XT uzantılı kart yüksek performansa sahiptir. Grafik yongaları aynı olmasına rağmen uzantıların bazen ciddi performans farkı yarattıklarını unutmayalım. Ayrıca ekran kartı aileleri içerisinde genelde yüksek rakamla ifade edilen kart diğerinden daha performanslı diyebiliriz ama bu bazı noktalarda sorun teşkil edebiliyor. Her seriyi kendi içerisinde değerlendirmek kaydı ile bu geçerli olabilir. Geforce 6800GT Geforce 7300’den daha kötüdür diyemeyiz. Fakat 6 serisi veya 7 serisi içerisinde bu kıyas doğru olabilir. Grafik işlemcilerin modellerinden bahsettikten sonra birazda grafik işlemcisinin hızına deyinelim. Yukarıda modellerin tümü farklı grafik hızını sembolize etmektedir. Kısacası eğer model isimlerini öğrenerek bir sonuca ulaşamıyorsanız en azından grafik işlemcisinin çalışma frekansını kıyaslayabilirsiniz. Ne kadar yüksek çalışama frekansına sahip ise o kadar yüksek grafik performansına sahiptir. Böylece o bellek de o kadar etkin kullanılabilmiş olacaktır. Günümüz grafik işlemcilerinin hızları 200mhz ile 1ghz arasında olmakla beraber sıra dışı modellerde 1000mhz’de aştığını görmekteyiz.   Veri Yolu
Veri yolu kart üzerindeki bileşenlerin birbirleri ile etkileşim hızlarını belirler. Bit cinsinden ifade edilen veri yolu hızı ne kadar yüksek olur ise performansa katkısı da o kadar fazla olacaktır. Eski ekran kartlarında 64bit olan veri yolu günümüz standart kartlarında 128bit, performans kategorisinde ise 256bit’e kadar ulaşmıştır. Her şeyden önce yukarıda bahsettiğimiz değişkenlerden başka performansa etki eden bazı ayrıntılar olduğunu unutmamak lazım. Örneğin Geforce 6 ailesi ile 7 ailesi arasında da vertex ve iş hattı sayıları açısından fark olduğu için performans farklıları daha farklı olacaktır. Umarız bu çalışma ekran kartları seçiminde sizlere daha seçici olmanız konusunda yardımcı olacaktır.
Bol FPS’li oyunlar.

Nis
12

Çin telefonu uyarısı!

Posted by admin

Çin üretimi cep telefonlarının, yaydığı radyasyon miktarı ve üretim malzemesi test edilmediği için sağlık açısından risk yarattığı, garanti koşullarına sahip bulunmamasının ise tüketiciyi mağdur edebileceği bildirildi.

9 Nisan 2008 Çarşamba

Cep telefonu satışları tüm  dünyada olduğu gibi Türkiye’de de son yıllarda hızla artarken,  Telekomünikasyon Kurumunun nisan ayı verilerine göre, Türkiye’de kayıt  altındaki cihaz sayısı 91 milyonu geçti. Aynı verilere göre, yılın ilk 3  ayında 4 milyon 565 bin cep telefonu ithal edilerek sisteme  kaydedilirken, 2008’in sonunda kayıtlı cihazların sayısının 110 milyona  çıkması bekleniyor. MOBİSAD Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Uğur Çetindağ, hızla büyüyen cep  telefonu sektöründe diğer bir çok sektörde olduğu gibi Çin malı ucuz  ürünlerin etkisinin görülmeye başlandığını kaydetti. Türkiye’ye kaçak yollarla getirilen söz konusu telefonlara,
vatandaşların da ilgi gösterdiğini ifade eden Çetindağ, “IMEI
numaraları değiştirilerek kullanıma sokulan bu telefonlar, sunduğu  özeliklere göre ucuz olması nedeniyle önemli miktarda satılıyor. Ancak,  tüketiciler ucuz ürün almak isterken, beklemedikleri sonuçlarla  karşılaşabilirler” dedi. “Sadece fiyatına bakmayın”Özellikle, karasal TV yayınlarını da izlemeye olanak sağlayan modellerin  vatandaşları cezbettiğini vurgulayan Çetindağ, “Yasadışı yollardan  Türkiye’ye getirilen bu telefonlar, devlete vergi zararı verdiği gibi,  tüketicilere de sağlık ve ekonomik açıdan zarar verebilir” uyarısında  bulundu. Çetindağ, Çin üretimi telefonların, gerekli testler yapılıp, belli
kriterleri karşılayarak ithal edilmediğinden, kullanımının sağlık
açısından sakınca doğurabileceğini ifade ederken, “Ucuz olması amacıyla üretilen bu telefonların, kullanım sırasında yaydığı radyasyon miktarının insan sağlığını tehdit eder boyutta olup olmadığı bilinmiyor. Ayrıca, üretildiği malzemelerin kanserojen ya da başka etkileri bulunup bulunmadığı konusunda da bir bilgi yok” diye konuştu. Söz konusu telefonların garantisinin de bulunmadığını ifade eden  Çetindağ, “Tüketicinin ilk bakışta ucuz satın aldığı bu ürünler kısa  süre sonra bozulması halinde, telefonu götüreceği hiç bir servis ya da  değişimini sağlayacak bir firma yok. Tüketiciler, beklemedikleri  sonuçlarla karşılaşmamak için, sadece fiyatına bakarak Çin malı telefon  almamalı” dedi.

Nis
12

Evrenin sırları burada çözülecek

Posted by admin

Maddenin ve evrenin oluşumuyla ilgili tarihin gelmiş geçmiş en önemli deneylerine hazırlanan Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü’nün (CERN) İsviçre’deki merkezine girdik. Büyük deneyin ön çalışmalarına tanık olduk

9 Nisan 2008 Çarşamba

Bilim tarihinin en büyük deneyini bu temmuz ayında gerçekleştirecek olan Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü (CERN), İsviçre’nin Fransa sınırı yakınlarında bulunan, yeraltındaki gizemli tesisinin kapılarını Milliyet’e açtı. Bünyesinde üst düzey 2 bin 500 bilim adamının görev yaptığı, temmuzdan itibaren de maddenin ve evrenin oluşumuyla ilgili tarihin gelmiş geçmiş en önemli deneylerine hazırlanan örgütün baş fizikçisi ve Bilim Direktörü Hollandalı Jos Engelen. Direktör Engelen, “Bu deneyler sonunda çok heyecan verici yeni bulguların ortaya çıkacağından eminiz” diye konuştu. Engelen, “Türkiye’nin CERN’e üye olmasının önünde hiçbir engel bulunmadığını” da belirtti. Yerin 100 metre altında… Bu uluslararası kuruluş, yerin 100 metre altındaki dev parçacık hızlandırıcının faaliyete geçmesiyle ortaya çıkacak sonuçlar nedeniyle, “Dev bir kara delik oluşacak, bu delik etrafta ne varsa içine çekerek yutacak. Belki dünyanın sonunu getirecek” gibi birçok spekülasyona konu oldu. Engelen, deneyin gerçekleştirileceği Large Hadron Collider (LHC) “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” adlı yeni tesisin halen soğutulma aşamasında olduğunu kaydetti ve LHC için “dünyanın en büyük buzdolabı” ifadesini kullandı. Eksi 270 derecelik soğutma Engelen, deneyler başlamadan önce,  27 kilometre uzunluğundaki tüm tünelin eksi 270 dereceye kadar soğutulması gerektiğine işaret ederek “Deney muhtemelen temmuzda başlayacak. Bilimde ne kadar emin olunabilirse o kadar eminiz ki, önümüzde yepyeni ufuklar açılacak” dedi. CERN’i ziyaret ettiğimiz iki gün boyunca, kuruluşun yerüstü ve yeraltı birçok bölümünü gezme, hayal etmesi bile güç olan çalışmaları gözlerimizle görme fırsatı elde ettik. Kurum dışından çok az kişiye nasip olabilecek bu ziyaret sırasında dünyanın en büyük parçacık detektörünün bulunduğu yerin 100 metre altındaki bölüme inerek, bu heyecanı orada çalışan bilim adamları ve diğer uzmanlarla paylaştık. Bilim-kurgu spekülatörlerinin yaydığı korkuların tamamen yersiz olduğuna tanıklık ettik. ‘Tanrı Parçacığı’nın gizemi “Büyük Hadron Çarpıştırıcısı” insanoğlunun şimdiye kadar gerçekleştirdiği en önemli deney olmaya hazırlanıyor. Bunun için oluşturulan dev tesise “günümüze kadar imal edilen en önemli makine” de deniyor. Burada, evrenin başlangıç noktası olarak kabul edilen büyük patlamadan (Big Bang) çok kısa bir süre sonrasının koşulları laboratuvar ortamında oluşturulacak. En az 10 yıl sürecek deney ve gözlemlerle modern fiziğin günümüze kadar yanıtlayamadığı birçok önemli konu açıklığa kavuşturulacak. Tesisteki herkes, bu keşiflerin ilk ürünlerinin (cisimlerin neden bir kütlesi olduğunu açıklayacak olan ve Tanrı Parçacığı olarak adlandırılan Higgs parçacığının gözlenmesi gibi) önümüzdeki iki üç yıl içinde alınacağı konusunda son derece umutlu. Cern’in ikinci adamı Engelen: Önce kendi fizikçi topluluğunuzu oluşturun 20 ülkenin tam üyesi olduğu   CERN’in iki numaralı adamı Jos Engelen, Türkiye’nin olası üyeliğiyle ilgili olarak, “Üyelik için 2 önemli unsur var: Bir, o ülkenin bir Avrupa üyesi olması. İki kuruluş bütçesi için gerekli payı ödemesi” dedi. Engelen ülkelerin üye olduklarında CERN’den sağlayacakları katkılar kadar kendilerinin de kuruluşa katkı sağlayacak konumda olması gerektiğini söyledi. Engelen, üstü kapalı bir şekilde üyeliği düşünmeden önce, ülkenin, özellikle parçacık fiziği, nükleer fizik ve astrofizik gibi dallarda kendi bilim adamı topluluğunu oluşturması gerektiği yönünde düşüncesini ifade etti. 30 Türk fizikçi var İsviçre-Fransa sınırında bulunan CERN’de halihazırda 30 kadar Türk fizikçi değişik laboratuvarlarda hem deneylere katılıyor, hem de doktora veya doktora sonrası bilimsel çalışmalarını tamamlıyor. Ancak Türkiye’nin kuruluşta sadece gözlemci statüsünün bulunması, şimdiye kadar tam üye olmaması Türkiye’nin bilim camiasında büyük heyecan yaratan bu bilimsel çalışmalara daha yakından katılmasını önlüyor. Eğitimini ABD ve İngiltere’de tamamlayan 28 yaşındaki genç fizikçi Bilge Demirkoz, CERN’in tam zamanlı elemanı; kampusta çeşitli laboratuvarlarda çalışan diğerleriyse süreleri dolunca buradan ayrılacak. Türkiye’nin en kısa zamanda üyeliğinden yana olan Demirkoz şöyle diyor: “Türkiye’nin önce kendi bilimsel topluluğunu oluşturup sonra buraya gelmesi fikri pek geçerli değil. Çünkü bu süre içinde yeni bilim adamlarının CERN’e gelip uluslararası koşullarda yetişmeleri engelleniyor.” Demirkoz, “Hazırlıklarımızı tamamlayıp gelelim dersek bu hiçbir zaman olmayacak. Ama fizikçilerimiz buraya daha sık ve iyi koşullarda gelip çalışma yaparsa asıl fizikçi topluluğumuz ondan sonra sağlamlaşacak” diyor. Dan Brown’un romanına konu oldu
CERN, Dan Brown’un çok satan romanı “Melekler ve Şeytanlar”a da konu oldu. Romanda, CERN’in başarılı fizikçilerinden Leonardo Vetra cinayete kurban gider. Vetra’nın tek gözü oyulmuş ve göğsü “Illuminati” sembolüyle dağlanmıştır. Ancak CERN’in tek kaybı Vetra değildir. Ünlü fizikçinin son derece tehlikeli buluşu “karşı madde” de çalınmıştır. Cinayeti gizleyen CERN direktörü, Harvard Üniversitesi Simgebilim Profesörü Robert Langdon’u İsviçre’ye çağırır. Dr. Vetra’nın kızı Vittoria ile Langdon, Roma sokaklarında, kiliselerde ve katakomplarda soluk soluğa, Illuminati’nin 400 yıllık izini sürerek cinayetleri önlemeye çalışacaklardır. (www.altinkitaplar.com dan alınmıştır)

Nis
12

Nokia Maps ile kaybolmak yok!

Posted by admin

Nokia, Nokia Maps uygulaması ve opsiyonel olarak satın alınabilen sesli navigasyon özelliği ile kullanıcılara benzersiz bir deneyim vaat ediyor.

9 Nisan 2008 Çarşamba

Haritalama ve navigasyon gibi lokasyon tabanlı servislerin, mobil cihazlarda temel bir platform olacağına inanan Nokia, Nokia Maps uygulaması ve opsiyonel olarak satın alınabilen sesli navigasyon özelliği ile kullanıcılara benzersiz bir deneyim vaat ediyor. Tanımadığınız insanlardan, “dümdüz git, sağa dön” gibi tarifler alarak adres bulma devri sona eriyor. 7 Nisan Pazartesi günü düzenlenen basın toplantısında tanıtılan Nokia Maps, gelişmiş işlevleriyle harita ve navigasyon deneyimlerini bir üst seviyeye taşıyor. Nokia 2007’de yaptığı bir açıklama ile, artık sadece ‘cep telefonu’ satmayacağını, ‘Ovi’ markasıyla kullanıcılara İnternet servisleri sunacağını da duyurmuştu. Ovi markası altında devreye girecek en önemli servislerden biri de Nokia Maps sesli navigasyon. Kullanıcılar, bu servisle, adres aramakla ilgili birçok riskten kurtuluyor. Örneğin; bir başka şehirden gelen birisine denk gelmek, aklınızı daha da karıştıran bir tarifle baş başa kalmak, kendinizi birdenbire kolunuzdan çeken ve adresi sizinle birlikte arayan bir yabancıyla bulmak gibi dertler tarihe karışıyor. GfK Türkiye tarafından yapılan navigasyon konulu araştırmanın 127 katılımcısının verdiği cevaplara göre, cihazlarında mevcut olması durumunda gelecekte sesli navigasyon kullanmayı düşünen katılımcıların oranı %88. GPS ve sesli navigasyon, katılımcıların %63′ünün cihaz alımında önemli rol oynuyor. Katılımcıların %42’si sesli navigasyon satın almayı düşündüğünü, %38′i ise mevcut cihazlarında sesli navigasyon olmasını istediğini ifade ediyor. 7 Nisan’da düzenlenen ve Nokia Maps’ın tanıtıldığı toplantıda bir konuşma yapan Nokia Türkiye Genel Müdürü Imfred de Jong, şunları ifade etti: “Kullanıcılara benzersiz bir deneyim yaşatan Nokia Maps sayesinde, insanlara hiç bilmedikleri bir yerde bile olsalar çevrelerini o bölgenin yerel halkından biri gibi keşfetme olanağı tanıyoruz. Nokia Maps ile şu anda İstanbul ve Ankara illeri ile Türkiye’deki ana yolların tamamını içeren bir navigasyon kapsama alanımız var. Kapsama alanının genişletilmesi için sürekli geliştirme ve güncelleme faaliyetlerinde bulunuyoruz.” Nokia Türkiye Pazarlama Müdürü Sertaç Şener ise görüşlerini şöyle açıkladı: “Haritalama ve navigasyon gibi lokasyon tabanlı servislerin, mobil cihazlarda temel bir platform olacağına inanıyoruz. ‘Nokia Maps’ adı altında sunduğumuz ücretsiz haritalar ve navigasyon servisimiz ile, iletişim işlevlerini tek bir cihazda toplayarak geniş kitlelere hitap etmeyi ve mobil navigasyon alanında gelecek nesil işlevler sunmayı hedefliyoruz. Şu anda entegre GPS destekli Nokia N95, N95 8GB ve N82 ile, sürücüler, araçlarında ücretsiz rota belirleme servisinden faydalanabiliyorlar. Opsiyonel olarak satın alınabilen navigasyon servisi ile görsel ve sesli yönlendirme hizmetine ulaşabiliyorlar, haritalar ise telefonlara yüklü olarak sunuluyor. Ayrıca, kullanıcılar düzenlenecek olan kampanya ile 3 aylık ücretsiz navigasyon paketinden de yararlanabilecekler.” Kullanıcılarına kaliteli bir navigasyon deneyimi sunabilmek için, lider navigasyon servisi geliştiricilerinden Gate5 ve dünyanın en büyük iki harita üreticisinden biri olan NavTeq’i satın alan Nokia, dünyanın önemli harita geliştiricilerinden TeleAtlas ile de işbirliği içinde bulunuyor.

Nis
12

Bilgisayarları ‘OGA’ koruyacak!

Posted by admin

Microsoft orijinal olmayan Office yazılımlarına sahip olanların lisanslı ürün indirerek, bunların avantajlarından yararlanmalarını sağlamak için size iyi bir fırsat tanıyor!

9 Nisan 2008 Çarşamba

Microsoft orijinal olmayan Office yazılımlarını kullananları bilgilendirmek ve böyle yazılıma sahip olanların lisanslı ürün indirerek, bunların avantajlarından yararlanmalarını sağlamak için 29 Nisan 2008’de Office Orijinal Ürün Avantajı (Office Genuine Advantage-OGA) Bildirimi pilot uygulamasını hayata geçiriyor. OGA Bildirimi, 2007 yılında uygulanan WGA (Windows Genuine Advantage – Windows Orijinal Ürün Avantajı) Bildiriminin bir devamı niteliğinde olacak. OGA Bildirimi ile kullanıcıların sahip olduğu Office yazılımlarının orijinal olup olmadığının belirlenmesi ve lisanssız olduğu tespit edilen kullanıcının orijinal yazılıma yönlendirilmesi amaçlanıyor. Microsoft, orijinal ürünlerin kullanıcılara ve işletmelere kazandırdığı avantajlarla ilgili farkındalık yaratma ve bilinçlendirme çalışmalarını uzun zamandan beri sürdürüyor. Ayrıca resmi kurumlarla işbirliği yaparak fikri mülkiyet haklarının korunması ve geliştirilmesi için çaba gösteriyor. OGA Bildirimi, Microsoft’un “Orijinal Yazılım Girişimi” adındaki bu programın bir parçasını oluşturuyor. Güvenli, sıkıntısız ve güncel bir Office yazılımı için “OGA” Microsoft, Windows’tan sonra orijinal Office yazılımıyla ilgili olarak da bilinç düzeyini yükseltmeyi ve kullanıcıların lisanslı ürünlerin avantajlarından yararlanabilmelerini sağlamayı hedefliyor. Bu uygulama, Microsoft iş ortaklarının daha adil bir rekabet ortamında yer almasına da katkıda bulunmayı amaçlıyor. OGA Bildirimi Office kullanıcılarının daha güvenli çalışabilmelerine, zararlı yazılımlara karşı korunabilmelerine ve orijinal güncellemeleri indirebilmelerine imkan verecek. Microsoft OGA Bildirimi pilot uygulaması Şili, İtalya, İspanya ve Türkiye’de hayata geçirilecek. Bu ülkeler Office’in tüketiciler, işletmeler ve hükümetler tarafından yoğun olarak kullanıldığı farklı bölgeleri temsil ediyor. Bu dört ülkedeki deneyimin, kullanıcıları lisanssız yazılımlardan korumak için oluşturulacak küresel bir stratejiye katkıda bulunacağı düşünülüyor. OGA nasıl işliyor? Süreç, kullanıcının Office uygulamaları çerçevesinde webden çevrimiçi bir uygulama desteği alırken ya da Microsoft Update’den yapılan yükleme ve güncellemeler sırasında Office Orijinal Ürün Avantajı uygulamasına katılmaları yönünde bir davet mesajı almalarıyla başlıyor. Daha sonra kullanıcılardan Office yazılımının orijinalliğini test eden bir uygulama yüklenmesi isteniyor. Yüklemeyi takiben doğrulama yapılıyor ve eğer kullanılan Office lisanslı ise kullanıcı Office’in bütün olanaklarından, desteğinden ve güncellemelerinden faydalanmayı sürdürüyor. Gelecekteki bütün yüklemeler için özel bir doğrulama şifresi bilgisayara saklanıyor. Lisanssız olduğu tespit edilen kullanıcılar ise her gün Office uygulamalarını açışlarında bir uyarı kutusu ile karşılaşıyor. OGA Bildirimi, bu sırada kullanıcılara orijinal yazılım kullanmanın avantajlarına ilişkin bilgi veriyor. Bu avantajların başında lisanslı yazılım kullanımının güvenlik sunması, güncellemelerin zamanında ve eksiksiz yapılarak verimlilik artışı sağlanması geliyor. Kullanıcının Office uygulamasında 30 gün boyunca “orijinal olmayan yazılım kullandıklarını” vurgulayan bir uyarı görünüyor. 30 günlük uyarı iletisinden sonra herhangi bir girişimde bulunulmaması halinde kullanıcının Office yazılımı lisanssız olarak kaydediliyor ve yazılımın orijinal olmadığı ibaresi sabit bir şekilde uygulamalar içerisinde beliriyor. Kullandığı Office’in orijinal olmadığını öğrenenler İnternet üzerinden, Microsoft İş ortaklarından ve teknoloji marketlerinden orijinal yazılım satın alarak orijinal Office’e sahip olabiliyorlar. Office yazılımları orijinal olmayan kullanıcılar virüs, kurtçuk ve casus yazılım gibi tehditlerin yanı sıra, kodlamadaki hatalar sonucu yazılımın bazı fonksiyonlarının düzgün çalışmaması riski ile de karşı karşıya kalıyorlar. Ayrıca lisanssız yazılım kullanmak, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca 150.000 YTL’ye kadar ağır para ve/veya 4 yıla varan hapis cezası gibi ağır hukuki yaptırım riskleri içeriyor. Bu konuda daha fazla bilgi 444 67 87 numaralı Microsoft İletişim Hattı’ndan alınabilir.

Nis
12

Kimim Ben ?

Posted by admin

İnsan hayatı okumakla anlanmaz diye yazmadım yaşayarak öğrenmek gerek (:

İşin doğrusu baya uğraştıracaktı burayı kısa kestim , hayat güzel , yaşamak güzel , sende güzelsin.

Nis
12

İste 2008′den Albüm size

Posted by admin

Kötü emellerde kullanmayınız.

 

 

 

adsiz2.jpg

 

 

Yeni foto’lar yakında…

Powered by OguzhanKaya.Com | Designed By TutsakHosting